Biz yaşadığımız coğrafya açısından kimilerince lanetli kimilerine göre ise çok şanslı bir milletiz. Bu konuda süren tartışmaların birçok sac ayağı var ve bunlara ayrı ayrı değerlendirme yapmak gerekebilir ancak benim emin olduğum bir nokta varsa o da bu ülkenin büyük bir nimet olduğu gerçeği. Fırsatlar ve olanaklar açısından elinize altın tepside sunulan çok fazla şey olmasa dahi yola çıkmasını bilenlere çok fazla yol gösteren bu topraklar için ben müteşekkirim. Etrafımda başka ülkelerde yaşama fırsatı bulmuş bu toprakların insanlarının yorumları da benzer nitelikte.

Evet zor günlerden geçiyoruz, evet birçok hak ihlaliyle mücadele konusunda yetersiz durumdayız ve daha nice sorunla muhatap oluyor ve hatta bazılarının ağırlıklarının altında eziliyoruz. Ama bu devri tersine çevirmek ve bir yerden başlamak için oturduğumuz yerden kalkmalıyız, bu bir çağrıdır. Bu bir direnç gösterme ve iyiyi, hak ettiklerimizi kazanmak için yapılmış olan bir barış çağrısıdır. Bu karşısında ezilip büküldüğümüz ve söylendiğimiz, yeri geldiğinde küfür ettiğimiz durumlara karşı ayağa kalkma çağrısıdır. Önümüzde uzanan yolları keşfetme ve bu yollarda yürüme çağrısıdır. Gençliğin kendine gelmesi ve devralacağı bu emaneti daha sağlam bir hale getirmesi için oluşturulan bir çağrıdır. Hep birlikte var olana küfretmekten, söylenip uyuzlanmaktan, ağlayıp mutsuz olmaktan kurtulmak için bir çağrıdır. Ümitsizliği kırmak için yapılmış bir çağrıdır. Gençleri içlerinde bulundukları uyuşuk durumlardan çıkarmak için yapılmış bir çağrıdır. Bu bir iş birliği çağrısıdır. Etkimizin olmadığını sananlara yanıldıklarını gösterme çağrısıdır. Bu bir sahip çıkma çağrısıdır.

Zor günleri atlatmak büyük bir sorumluluk ve dirayet ister, doğru. Bu dirayeti de biz göstereceğiz. Bu durumlara gelmemizde sorumlu olan insanlar beş altı çivinin çakıldığı tahta tabutlarına girdiğinde bu ülkeyi güzel günlerine kavuşturmak ve gücünü artırmak bizim omuzlarımıza yüklenecek bir yük olacak. Bu yükü gelin şimdiden yüklenelim. Ellerinde emanetimiz olan değerlerimizi, emeklerimizi ve ülkemizi istedikleri gibi parçalayamayacaklarını gösterelim. Bunu öyle kibar ve öyle nazik yapalım ki her şeyi yıkmadan, yakmadan ve paramparça etmeden de değiştirilebileceğimizi gösterelim. Bizler öğrenci, genç profesyonel ve belki de çocuğuz ama güçlüyüz. Nasıl mı? Çünkü biz gerekenin yapılması için hakaretler, aşağılamalar ve söylenmeleri aşmış olacağız. Biz gerekenin yapılması için bizzat orada olacak ve gerekeni yaptıran yahut direkt yapan olacağız. Başlarında duracak ve bu durmayı onlara inada ya da sataşmaya değil ilerlemeye ve de gelişmeye adayacağız. Dünyayı kimseye zindan etmeyeceğiz dünyayı o kadar çok geliştirecek ve değiştireceğiz ki kötülük eden ve içi kinle dolmuş olan insanlar kendi kendilerine dünyayı dar edecekler zaten.

Dediğim gibi bu bir çağrıdır. Gelin hep birlikte harekete geçelim. Yapılacak çok fazla iş var ve ben ne yapabilirim ki diyecek kadar kimse yeteneksiz ve yetkisiz değil. Yeter ki adım atalım. İşbirliğine yanaşalım, ufak kavgalarımızı yarınlara öteleyelim ve renklerimizle yan yana duralım. Emin olun bu şekilde durduğumuz sahne daha da güzelleşecek ve umut dolu olacak. Yarınlar güzel olacak, yarınlar güzel olacaksa da nedeni biz olacağız. İnançlı, azimli, dirayetli ve kendinden emin bir gençlik olarak biz olacağız. Oluşturacağımız bu gençlik ruhu öyle daim olacak ki bizler toprağın altına girdiğimizde dahi bizim oluşturduğumuz ruh insanlar için referans olacak ve gıpta ile bakılacak. Bu bir çağrıdır. Bu ruhu beraber inşa etme çağrısıdır. Nasıl olacak diye soranların değil ben ne yapabilirim diyenlerin inşa edeceği bir ruhun başlangıç çağrısıdır. Yan yana, omuz omuza daha sağlam, kafa kafaya daha hür ve yürek yüreğe daha samimi olacak bir başlangıç bu. 

Değişim insanların hiç beklemedikleri anda çok kararlı kimselerce getirildiğinde insanlar için inanılmaz ve kudretli olur. Gelin kudretli bir değişimin imzacıları olarak anılalım. Ne mi yapacağız? Çok basit aslında bir araya gelecek, sakin olacak, insanlara karşı nefret duymayacak ve adım adım sorunları tespit edeceğiz. Çözümler üzerine işin ehli olan insanları bulacak ve onların tayin edilmesi için baskı mekanizmaları kuracağız. Ve sonrasında gözlemler yapacağız. Etkimiz yok demeyin. Gözlemler yaparak eksikleri bulunca bunları dile getirecek ve konuşabildiğimiz her yerde sesimizin yettiği her yere bunları ileteceğiz. Amacımız daha güzel ve herkesin daha huzurlu hissettiği günler. Amacımız kimsenin kimseyi aşağılamadığı ve kutuplaştırmadığı temiz günler. O günlere bir arada varabilmek dileğiyle.

Kategoriler: Sivil Toplum

0 yorum

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir